top of page

Hatalı Estetik Taksirle Yaralama Suçu: Merdiven Altı İşlemlere ve Malpraktise Karşı Hukuki Haklar

8 Eki
11 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 21 Eki

Hatalı Estetik Operasyonlarda Taksirle Yaralama ve Tazminat Hakları

Son yıllarda estetik müdahalelere ve medikal işlemlere olan talebin artması, ne yazık ki denetimsiz işletmelerin ve yetkisiz kişilerin sebep olduğu ağır bedensel mağduriyetleri de beraberinde getirmiştir. Tıbbi standartlara aykırı cerrahi operasyonlar ya da hekimlik yetkisi bulunmayan kişilerce yapılan hatalı uygulamalar sonucunda ortaya çıkan doku kayıpları, sinir hasarları ve kalıcı deformasyonlar, ceza hukuku boyutunda hatalı estetik taksirle yaralama suçu kapsamında değerlendirilir. Ancak hukuki süreci doğru başlatabilmek ve hak kaybına uğramamak için atılması gereken ilk adım, meydana gelen zararın tıbbi bir hatadan mı yoksa kanunen suç sayılan yetkisiz bir müdahaleden mi kaynaklandığını netleştirmektir.


Tıbbi Operasyon ile Merdiven Altı Müdahale Arasındaki Hukuki Fark

Hukuk düzeninde tüm estetik mağduriyetleri aynı hukuki zeminde değerlendirilmez.


Yasanın çizdiği sınırlar uyarınca, diplomalı bir cerrahın ameliyathane ortamında gerçekleştirdiği operasyon ile ruhsatsız bir merkezde estetisyen unvanıyla yapılan müdahaleler arasında hem cezai hem de idari açıdan köklü farklar bulunur:

  • Hekimin Tıbbi Hatası (Malpraktis): Tıp diplomasına ve ilgili uzmanlığa sahip bir hekimin teşhis, tedavi veya cerrahi operasyon sırasında mesleki standartlara, tıp bilimine ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmasıdır. Hekim tıp icra etmeye tam yetkilidir; ancak dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal ederek hastanın zarar görmesine yol açtığında Türk Ceza Kanunu (TCK) m. 89 kapsamında taksirle yaralama suçundan sorumlu tutulur.

  • Yetkisiz Tıbbi Müdahale (1219 Sayılı Kanun İhlali): 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun uyarınca; deri altına nüfuz eden, enjeksiyon gerektiren botoks, dolgu, mezoterapi, gençlik aşısı ve cerrahi kesi içeren her türlü invaziv işlem yalnızca tıp doktorları tarafından uygulanabilir. Güzellik salonları, kuaförler veya "merdiven altı" olarak adlandırılan ruhsatsız işletmelerde estetisyenlerin bu işlemleri yapması doğrudan kanuna aykırıdır. Bu merkezlerde yetkisiz kişilerin iğneli işlem yapması salt bir mesleki kusur değil; hekimlik yetkisinin gaspı ve Türk Ceza Kanunu bakımından cezalandırılması gereken bir suçtur.

  • Komplikasyon ile Hata Arasındaki İnce Çizgi: Komplikasyon, tıbbi standartlara eksiksiz uyulmasına ve hekimin her türlü tedbiri almasına rağmen ortaya çıkabilen, tıp literatüründe öngörülen istenmeyen durumlardır. Hekim, hastayı bu riskler konusunda "aydınlatılmış onam formu" ile önceden bilgilendirmişse komplikasyon nedeniyle doğrudan cezai sorumluluk doğmayabilir. Ancak yetkisiz bir güzellik merkezinde meydana gelen hasarlarda "komplikasyon" savunması hukuken geçerli değildir. Tıbbi işlem yapma ehliyeti bulunmayan bir kişinin eylemi baştan hukuka aykırı olduğu için, ortaya çıkan tüm bedensel hasarlar doğrudan taksirle (ve somut olayın şartlarına göre bilinçli taksirle) yaralama suçu çerçevesinde cezai yaptırıma tabi tutulur.


Bu Ne Anlama Geliyor?

Eğer bir güzellik merkezinde estetisyen ya da diplomasız bir personel size botoks veya dolgu yapmış ve yüzünüzde asimetri, doku ölümü (nekroz) veya enfeksiyon meydana gelmişse, bu durum basit bir "talihsizlik" ya da "olağan bir risk" değildir. Karşı taraf "Bu zaten olabilecek bir yan etkiydi" veya "İmzaladığınız kağıtta yazıyordu" diyerek sorumluluktan kaçamaz. Hekim olmayan birinin vücudunuza iğneyle müdahale etmesi doğrudan yasaya aykırıdır; dolayısıyla uğradığınız bedensel zarar tıbbi bir komplikasyon değil, savcılık nezdinde doğrudan taksirle yaralama suçudur.


Hatalı Estetik Taksirle Yaralama Kapsamında Nasıl Değerlendirilir?

Estetik operasyonlar ve medikal estetik müdahaleler, kişinin yalnızca fiziksel görünümünü değil, doğrudan vücut bütünlüğünü ve yaşam kalitesini ilgilendiren uygulamalardır. Bu nedenle gerek cerrahi operasyon gerçekleştiren hekimlerin gerekse klinik ortamında medikal işlem yapan uygulayıcıların en yüksek düzeyde dikkat ve özen gösterme yükümlülüğü bulunur. Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 89. maddesinde düzenlenen taksirle yaralama suçu; bir kimsenin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak istemeden bir başkasının beden bütünlüğüne zarar vermesi, yaralanmasına veya sağlığının bozulmasına yol açması durumunda oluşur.


Estetik uygulamalarda bu suçun vücut bulması, eylemin niteliğine ve ortaya çıkan zararın ağırlığına göre şu hukuki unsurlar çerçevesinde incelenir:

  • Dikkat ve Özen Yükümlülüğünün İhlali Tıp bilimi kurallarına, operasyon protokollerine ve mesleki standartlara aykırı hareket edilmesi kusur teşkil eder. Ameliyat öncesi tahlillerin eksik yapılması, hatalı anestezi verilmesi, operasyonun anatomik kurallara aykırı icra edilmesi veya işlem sonrası gereken medikal takip ve müdahalenin zamanında yapılmaması bu yükümlülüğün ihlalidir.

  • Meydana Gelen Bedensel Zarar Türleri Hatalı rinoplasti (burun estetiği) sonrası gelişen asimetri ve kalıcı nefes darlığı, meme protezi operasyonlarındaki ağır deformasyonlar, hatalı dolgu enjeksiyonu kaynaklı damar tıkanıklığı ve doku nekrozu (doku ölümü), sinir zedelenmesine bağlı duyu kaybı veya yüz felci gibi durumlar doğrudan yaralama fiilinin maddi sonucunu oluşturur.

  • İlliyet Bağı (Nedensellik) Ortaya çıkan zararın doğrudan doğruya gerçekleştirilen hatalı estetik müdahaleden kaynaklandığının Adli Tıp Kurumu (ATK) ya da uzman bilirkişi heyeti raporlarıyla ispatlanması gerekir.

  • Nitelikli Haller ve Cezayı Artıran Nedenler (TCK m. 89/2 ve m. 89/3) Kanun koyucu, taksirle yaralama suçunun temel halinin ötesinde bedensel hasarın ağırlığına göre cezayı yarı oranında veya bir kat artırmaktadır. Hatalı estetik müdahale sonucunda;

    • Mağdurun duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması ya da yitirilmesi (örneğin kalıcı görme veya his kaybı),

    • İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa yakalanılması,

    • Yüzde kalıcı iz veya yüzde sürekli değişikliğe sebebiyet verilmesi,

    • Hayati tehlikeye yol açılması durumlarında fail hakkında doğrudan TCK 89 kapsamında nitelikli hal uygulanır ve ceza alt sınırı yükselir.


Bu Ne Anlama Geliyor?

Doktorun veya işlemi yapan kişinin "Ben bilerek yapmadım, kötü bir niyetim yoktu" ya da "İstenmeyen bir aksilik oldu" demesi onu cezadan kurtarmaz. Ceza hukuku kişinin niyetine değil; göstermesi gereken mesleki dikkati gösterip göstermediğine bakar. İğneli veya cerrahi bir estetik işlem sonrasında yüzünüzde ya da bedeninizde kalıcı bir iz, sarkma, his kaybı, orantısızlık veya doku ölümü meydana geldiyse; karşı taraf istemeden dahi olsa görevinin gerektirdiği özeni göstermediği için Türk Ceza Kanunu uyarınca hapis veya adli para cezasıyla yargılanır.


Merdiven Altı Merkezlerde Yapılan Dolgu, Botoks ve Lazer Yanıklarının Cezai Boyutu

Sosyal medyada yetkisiz reklamlarla müşteri toplayan ruhsatsız güzellik salonları, kuaförler ve kendilerini "uzman estetisyen" olarak tanıtan diplomasız kişiler, her geçen gün telafisi imkansız sağlık sorunlarına yol açmaktadır. Deri altına uygulanan hyalüronik asit dolguları, botulinum toksin (botoks) enjeksiyonları, askı ipleri veya yüksek enerjiyle çalışan tıbbi lazer cihazları; hekim kontrolü olmaksızın uygulandığında nekroz, kalıcı görme kaybı, yüz asimetrisi ve 2. ya da 3. derece derin lazer yanıkları gibi ağır tablolar doğurmaktadır.


Hukuki düzlemde bu tür merkezlerde meydana gelen zararlar, standart bir hekim malpraktisinden çok daha farklı ve ağır cezai yaptırımlara tabidir:

  • 1219 Sayılı Kanun Uyarınca Kamu Davası Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun m. 25 gereğince, diploması olmadığı halde hekimlik unvanı takınarak veya hekimlik yetkisine giren tıbbi işlemleri yaparak hasta kabul eden kişiler hakkında 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası öngörülür. Bu suç doğrudan kamu düzenini ilgilendirdiğinden şikayete bağlı değildir; savcılıklar ve İl Sağlık Müdürlükleri durumu tespit ettiği anda re'sen soruşturma başlatır.

  • Taksirden Bilinçli Taksire ve Olası Kasta Geçiş Tıp eğitimi almamış, anatomi ve damar yapısını bilmeyen bir işletmecinin ya da estetisyenin enjeksiyon yapması veya ehliyetsiz personelin ayarını bilmediği lazer cihazını kullanması basit bir dikkatsizlik olarak görülemez. Uygulayıcı, bu yetkisiz işlemin bedensel zarar verebileceğini öngörmesine rağmen "bir şey olmaz" inancıyla harekete geçmişse bilinçli taksir (TCK m. 22/3); sonucun meydana gelmesini baştan göze alıp umursamamışsa somut olayın niteliğine göre olası kastla yaralama (TCK m. 86) suçundan yargılanır. Bu nitelendirmeler, hatalı estetik taksirle yaralama davalarında verilecek cezanın katlanarak artmasına yol açar.

  • Ruhsatsız Tıbbi Ürün ve Kaçak İlaç Suçları (TCK m. 187) Merdiven altı merkezlerde kullanılan menşei belirsiz, faturasız veya soğuk zinciri kırılmış sahte botoks ve dolgu maddeleri; Türk Ceza Kanunu'nun 187. maddesinde düzenlenen "Kişilerin Hayatını ve Sağlığını Tehlikeye Sokacak Biçimde İlaç Yapma veya Satma" suçu ile 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu kapsamında ayrı bir soruşturma konusudur.

  • İş Yerinin Kapatılması ve İdari Yaptırımlar Cumhuriyet Başsavcılığına yapılacak ceza şikayetinin yanı sıra, yetkisiz tıbbi işlem yapılan merkezler İl ve İlçe Sağlık Müdürlükleri ile belediyelere bildirildiğinde işletme hakkında faaliyet durdurma, mühürleme ve idari para cezası yaptırımları derhal uygulanır.


Bu Ne Anlama Geliyor?

Size işlemi yapan kişi tıp doktoru değilse dosyanız olağan bir "doktor hatası" davası gibi yavaş işlemez; doğrudan ceza gerektiren ağır bir suç soruşturmasına dönüşür. Güzellik salonunda size iğneli işlem yapan veya kontrolsüz cihazla derin yanıklar oluşturan kişi, yalnızca bedeninize zarar verdiği için değil; diplomasız hekimlik yaptığı için de doğrudan hapis istemiyle yargılanır. Böyle bir durumda karşı tarafın "Biz size onam formu imzalattık" veya "Bu tür yan etkiler normaldir" şeklindeki savunmaları savcılık ve ceza mahkemesi nezdinde tamamen geçersiz kalır.


Hak Kaybı Yaşamamak İçin Delil Toplama ve Savcılık Şikayet Aşamaları

Estetik müdahaleler sonrasında bedensel hasara uğrayan kişilerin en sık yaptığı hata, karşı tarafın oyalama taktiklerine kapılarak yasal süreleri geçirmek veya delillerin karartılmasına zemin hazırlamaktır. Hatalı estetik taksirle yaralama isnadıyla yürütülecek bir ceza soruşturmasında, savcılığın ve mahkemenin kanaatini doğrudan teknik ve somut deliller belirler.


İddiaların soyut kalmaması ve sorumluların cezalandırılması için adli sürecin titizlikle kurgulanması gerekir:

  • 6 Aylık Şikayet Süresinin Takibi TCK m. 89 kapsamında düzenlenen taksirle yaralama suçu, kural olarak şikâyete bağlı suçlar kategorisindedir. Mağdurun, fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren 6 ay içinde Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluk birimlerine şikayette bulunması gerekir. Bu süre hak düşürücüdür; kaçırılması halinde ceza soruşturması açılması kural olarak mümkün olmaz. Ancak merdiven altı işletmelerde 1219 sayılı Kanun’a muhalefet (diplomasız hekimlik) veya bilinçli taksir unsurları varsa dosya re’sen (kendiliğinden) takip edilebilir; yine de hak kaybı riskine girmemek için 6 aylık süre asla aşılmamalıdır.

  • Resmi Sağlık Kuruluşlarından Durum Bildirir Epikriz Yanlış yapılan işlem sonrası hasar oluştuğunda yapılacak ilk iş, hasarı yapan merkeze tekrar müdahale ettirmek yerine derhal tam teşekküllü bir devlet ya da üniversite hastanesinin acil veya plastik cerrahi kliniğine başvurmaktır. Burada hekime durumun bir "adli vaka" olduğu belirtilmeli; doku nekrozu, enfeksiyon, his kaybı veya yanığın boyutunu gösteren detaylı epikriz (hasta çıkış özeti) raporu düzenletilmelidir.

  • Görsel Belgelerin Güvenceye Alınması Müdahale öncesine ait net fotoğraflar ile hatalı işlem sonrasında oluşan deformasyonun gün gün, tarih damgalı, yüksek çözünürlüklü fotoğrafları ve videoları arşivlenmelidir. Bu görseller, hasarın gelişim seyrini kanıtlayan en temel materyallerdir.

  • Dijital İletişim ve Randevu Kayıtları Merdiven altı merkezler ve hekimler sıklıkla "Bize böyle bir işlem için gelmedi" savunmasına başvurur. Bu inkârı çürütmek adına WhatsApp, Instagram, SMS veya e-posta yoluyla yapılan randevu yazışmaları, şikayet bildirimleri, personelin verdiği yanıtlar ve işlem önerileri ekran görüntüsü alınarak tutanak altına alınmalıdır.

  • Mali Kayıtlar ve Ödeme Belgeleri Banka havale/EFT açıklamaları, kredi kartı slipleri, faturalar veya makbuzlar dosyaya eklenmelidir. Ödemenin elden nakit yapıldığı durumlarda tutarı ve ödeme yapıldığını doğrulayan mesajlaşmalar delil olarak sunulabilir.

  • Savcılık Şikayeti ve Adli Tıp Kurumu (ATK) Sevk Prosedürü Hazırlanan suç duyurusu dilekçesiyle birlikte tüm deliller Cumhuriyet Başsavcılığına sunulur. Savcılık, şüphelinin ifadesini alır ve mağduru bedenindeki hasarın tespiti için Adli Tıp Şube Müdürlüğüne sevk eder. Adli Tıp Kurumu; yaralanmanın basit tıbbi müdahaleyle (BTM) giderilip giderilemeyeceğini, yüzde kalıcı iz veya organ işlev kaybı bulunup bulunmadığını ve uygulayıcının kusur derecesini resmi raporla kayıt altına alır.


Bu Ne Anlama Geliyor?

Hatalı bir işlemle karşılaştığınızda öfkeyle merkeze gidip tartışmak yerine soğukkanlılıkla delil toplamanız gerekir.


Elinizdeki kozları kaybetmemek için şu pratik kontrol listesini izleyin:

  • Zamanı Kaçırmayın: Olayı ve uygulayıcıyı öğrendiğiniz andan itibaren yasal şikayet süreniz 6 aydır; işletmenin "Geçecek, bekle" diyerek sizi oyalamasına izin vermeyin.

  • Hemen Devlet Hastanesine Gidin: Oluşan hasarı bağımsız bir devlet ya da üniversite hastanesine kayıt ettirip adli muayene raporunuzu alın.

  • Kayıtları Silmeyin: Yapılan tüm ödeme dekontlarını, WhatsApp konuşmalarını, randevu teyitlerini ve yüzünüzün/bedeninizin tarihli fotoğraflarını eksiksiz yedekleyin.

  • Resmi Raporu Bekleyin: Savcılığa başvurduğunuzda Adli Tıp Kurumu hasarınızı inceleyecek ve mahkemenin hüküm kuracağı resmi kusur raporunu hazırlayacaktır.


Ceza Davasının Yanı Sıra Maddi ve Manevi Tazminat Talepleri

Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde başlatılan soruşturma ve sonrasında açılan ceza davası, failin hapis veya adli para cezası ile cezalandırılmasını hedefler. Ancak ceza mahkemeleri doğrudan mağdurun uğradığı maddi kayıpları veya çektiği manevi ızdırabı tazmin etmez. Bu nedenle hatalı estetik taksirle yaralama eylemine maruz kalan kişilerin, cezai yaptırımların yanı sıra eş zamanlı ya da ceza dosyasındaki delillere dayanarak hukuk mahkemelerinde maddi ve manevi tazminat davası açması gerekir.


Ceza soruşturmasında elde edilen Adli Tıp Kurumu raporları, tanık beyanları ve savcılık tespitleri, tazminat davalarının en güçlü delil omurgasını oluşturur. Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 74 uyarınca; ceza hakiminin beraat kararı kural olarak hukuk hakimini bağlamasa da, ceza mahkemesinin fiilin işlendiğine ve uygulayıcının kusuruna dair kesinleşmiş maddi vakıa tespitleri hukuk mahkemesi yönünden bağlayıcıdır.


Tazminat taleplerinde sürecin yürütüleceği görevli mahkeme ve talep edilecek kalemler şu şekilde şekillenir:

  • Görevli Mahkemenin Belirlenmesi

    • Tüketici Mahkemesi: Diplomalı bir hekim, özel hastane veya tıp merkezinde yapılan estetik operasyonlar hukuki niteliği itibarıyla çoğunlukla bir "eser sözleşmesi" veya "vekalet sözleşmesi" kapsamında tüketici işlemi sayılır. Dava açılmadan önce dava şartı olan arabuluculuk sürecinin tüketilmesi zorunludur.

    • Asliye Hukuk Mahkemesi: Merdiven altı tabir edilen, hekim yetkisi bulunmayan şahıslar veya güzellik salonlarında gerçekleştirilen invaziv müdahalelerde doğrudan TBK m. 49 kapsamında "haksız fiil" hükümleri uygulanır ve dava Asliye Hukuk Mahkemesinde görülür.

    • İdare Mahkemesi: İşlem kamu veya üniversite hastanelerinde kamu görevlisi hekimler tarafından yapılmışsa, idarenin hizmet kusuruna dayalı olarak "tam yargı davası" açılmalıdır.

  • Maddi Tazminat Kapsamı

    • Hatalı İşlem Bedelinin İadesi: Başarısız veya vücuda zarar veren operasyon için ödenen tüm ücretler.

    • Revizyon (Düzeltme) Masrafları: Oluşan hasarın, doku nekrozunun, kalıcı izlerin veya deformasyonun giderilmesi için gereken düzeltici ameliyatlar, medikal tedaviler, krem, ilaç ve pansuman giderleri.

    • İş Göremezlik ve Kazanç Kaybı: İyileşme sürecinin uzaması veya kalıcı sakatlık/işlev kaybı nedeniyle çalışılamayan günlerin kazanç kaybı ile gelecekteki çalışma gücü kaybı (efor kaybı) tazminatı.

  • Manevi Tazminat Kapsamı Estetik müdahalelerin temel gayesi bedensel ve görsel iyileşmedir. Hatalı bir işlem sonucu yüz bölgesinde kalıcı iz, mimik kaybı, asimetri veya doku deformasyonu oluşması kişide ağır anksiyete, depresyon ve sosyal izolasyona yol açar. Manevi tazminat, mağdurun yaşadığı derin psikolojik travmayı, elem ve ızdırabı bir nebze olsun hafifletmek amacıyla kusurlu taraftan tahsil edilen parasal tutardır.


Bu Ne Anlama Geliyor?

Savcılığa şikayette bulunup karşı tarafa ceza davası açtırmak, ödediğiniz paranın ya da sağlığınızı geri kazanmak için yapacağınız harcamaların otomatik olarak hesabınıza yatacağı anlamına gelmez. Ceza mahkemesi suçu işleyeni cezalandırır; paranızı geri almak için ise ayrı bir tazminat davası açmanız şarttır.


Bu davayla şunları talep edebilirsiniz:

  1. Maddi Tazminat: İşleme ödediğiniz paranın tamamı, oluşan hasarı düzeltmek için başka doktorlara ödeyeceğiniz revizyon ameliyatı masrafları ve çalışamadığınız günlerin maaş kaybı.

  2. Manevi Tazminat: Bedeninizde oluşan kalıcı izler, asimetri ve bu sürecin ruhsal dünyanızda yarattığı travma, stres ve üzüntünün karşılığı olan bedel.


Estetik Hatalarında Hukuki Sürecin Yönetimi ve Hak Arama Yolları

Tıbbi malpraktis ve yetkisiz güzellik uygulamalarından doğan uyuşmazlıklar; ceza hukuku, borçlar hukuku ve tıp biliminin kesiştiği, teknik detayların belirleyici olduğu en hassas dava türleri arasında yer alır. Bir yandan savcılık soruşturmasıyla yürütülen hatalı estetik taksirle yaralama dosyası, diğer yandan hukuk mahkemelerinde açılacak maddi ve manevi tazminat davası birbirini doğrudan etkileyen iki ayrı hukuki süreçtir. Bu süreçlerin birbiriyle çelişmeden, doğru usul stratejisiyle yönetilmesi davanın sonucunu doğrudan tayin eder.


Uygulamada hak arama sürecinin bir uzman vekil aracılığıyla yürütülmesini zorunlu kılan temel hukuki dinamikler şunlardır:

  • Teknik Bilirkişi ve Adli Tıp Raporlarına İtiraz Yargılama sürecinde dosya Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurullarına veya üniversitelerin tıp fakültelerinde görevli bilirkişi heyetlerine tevdi edilir. Düzenlenen raporlarda hekimin eylemi tıp kurallarına uygun gibi gösterilebilir ya da yaşanan durum hatalı bir şekilde "olağan komplikasyon" olarak nitelendirilebilir. Bu raporlardaki çelişkileri, tıbbi literatüre aykırılıkları ve kusur değerlendirmesindeki eksiklikleri tespit edip yasal süresi içinde gerekçeli itirazları sunmak uzmanlık gerektirir.

  • Görevli Mahkeme ve Usul Hatalarının Önlenmesi Tazminat taleplerinde uyuşmazlığın niteliğine göre Tüketici Mahkemesi, Asliye Hukuk Mahkemesi veya İdare Mahkemesi ayrımının doğru yapılması; dava öncesi zorunlu arabuluculuk şartının eksiksiz yerine getirilmesi gerekir. Yanlış mahkemede açılan davalar görevsizlik kararıyla reddedilerek yıllar süren zaman ve harç kayıplarına yol açabilir.

  • Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Sürelerin Korunması TCK m. 89 kapsamındaki şikayet süreleri, Tüketici Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu'ndaki haksız fiil ile sözleşmeye aykırılık zamanaşımı süreleri titizlikle takip edilmelidir. Süresi içinde bildirilmeyen deliller veya kaçırılan süreler, mağduriyet ne kadar ağır olursa olsun davanın usulden reddedilmesiyle sonuçlanabilir.

  • Delil Tespiti ve İlliyet Bağının Kurulması Karşı tarafın belgeleri değiştirmesi, işlem kayıtlarını silmesi veya aradaki illiyet bağını inkar etmesi sıkça karşılaşılan bir durumdur. Mahkemeden ivedilikle "delil tespiti" talep edilmesi ve vücuttaki kalıcı hasarın doğrudan yapılan hatalı müdahaleden kaynaklandığının hukuki delillerle kanıtlanması davanın temel taşıdır.


Bu Ne Anlama Geliyor?

Haklı olmak ile hakkı yasal olarak kanıtlayabilmek tamamen farklı konulardır. Bedeninizde ağır bir hasar oluşsa dahi; yanlış mahkemeye başvurmak, eksik dilekçe vermek, lehinize olan belgeleri zamanında dosyaya sunamamak ya da aleyhe gelen bir Adli Tıp raporuna süresinde itiraz etmemek haklı davanızın reddedilmesine neden olabilir. Bu alanda uzman bir hukukçu ile çalışmak; sürecin usul kurallarına takılmadan, deliller karartılmadan ve hak kaybına uğramadan profesyonelce sonuçlandırılmasını sağlar.


Hatalı Estetik Uyuşmazlıklarında Hukuki Uzmanlığın Önemi

Tıbbi malpraktis ve yetkisiz kişilerin neden olduğu bedensel zararlar; ceza muhakemesi, borçlar hukuku ve adli tıp disiplinlerinin kesiştiği, teknik usul kurallarının belirleyici olduğu dosyalardır. Adli Tıp Kurumu raporlarındaki tıbbi terimlerin hukuki kusurla bağdaştırılması, uygulayıcının ihmal veya yetkisizliğinin kanıtlanması, zamanaşımı sürelerinin takibi ve hem ceza hem de tazminat taleplerinin birbirini zedelemeyecek bir stratejiyle yürütülmesi doğrudan uzmanlık gerektirir. Süreç boyunca usulden kaynaklanacak en ufak bir hata, yanlış mahkemeye başvuru ya da aleyhe düzenlenen bir bilirkişi mütalaasına süresinde gerekçeli itiraz sunulmaması, haklı olunan bir davada dahi tüm hakların ve tazminat taleplerinin kaybedilmesine neden olabilir. Bu nedenle mağduriyetin tespiti, delillerin hukuka uygun güvenceye alınması ve sürecin eksiksiz işletilmesi adına alanında uzman bir vekille çalışılması telafisi imkansız kayıpların önüne geçer.




Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Hatalı estetik işlem sonrası savcılık şikayeti için yasal süre nedir?

TCK m. 89 kapsamındaki taksirle yaralama suçunda şikayet süresi, fiilin ve failin öğrenildiği tarihten itibaren 6 aydır. Merdiven altı işletmelerdeki diplomasız müdahaleler kamu düzenini ilgilendirse de hak kaybına uğramamak için bu süre kaçırılmamalıdır.

Evet. 1219 sayılı Kanun uyarınca deri altına enjeksiyon gerektiren tüm tıbbi müdahaleler yalnızca tıp hekimleri tarafından yapılabilir. Güzellik merkezlerinde hekim olmayan kişilerce yapılan işlemler doğrudan suç teşkil eder.

Hayır. Ceza mahkemesi yalnızca failin cezalandırılmasına hükmeder. Tedavi giderleri, revizyon ameliyatı masrafları ve manevi yıpranmanın tahsili için hukuk veya tüketici mahkemelerinde ayrı bir tazminat davası açılması zorunludur.

Oluşan hasarın tıbbi bir komplikasyon mu yoksa mesleki bir kusur mu olduğu, kalıcı iz kalıp kalmadığı ve illiyet bağı mahkemece teknik bir inceleme gerektirdiğinden yalnızca resmi Adli Tıp Kurumu mütalaası ile ispatlanabilir.


Yorumlar


Çapa 1
bottom of page