top of page

Trafik Kazası Sonrası Taksirle Öldürme ve Yaralama Suçlarında Ceza Sorumluluğu (TCK 85-89)

  • 20 Ağu
  • 9 dakikada okunur

Trafik Kazalarında Kusur Türleri: Basit Taksir ve Bilinçli Taksir Ayrımı

Karayollarında meydana gelen ölümlü veya yaralanmalı kazaların ardından başlatılan adli soruşturmalarda, sürücünün kusur durumu ve kast/taksir ayrımı dosyanın seyrini belirleyen temel unsurdur. Türk Ceza Kanunu sistematiğinde trafik kazaları kural olarak taksirli suçlar kapsamında değerlendirilir. Ancak kazanın oluş biçimi, kural ihlalinin ağırlığı ve sürücünün davranışları, fiilin basit taksir mi yoksa bilinçli taksir mi sayılacağını doğrudan tayin eder. Bu ayrım, şüphelinin tutuklanmasından alacağı nihai hapis cezasına kadar tüm yargılama sürecini kökten değiştirir.


Basit Taksir Kavramı (TCK m. 22/2)

Türk Ceza Kanunu’nun 22. maddesinin 2. fıkrasına göre taksir; dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla bir neticenin öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir.

  • Dikkat ve Özen Yükümlülüğünün İhlali: Karayolları Trafik Kanunu’nun sürücülere yüklediği takip mesafesini koruma, yol ve hava şartlarına uygun hızda seyretme gibi genel kurallara uyulmamasıdır.

  • Neticenin Öngörülememesi: Sürücü kuralı ihlal ettiğinin veya bir kazaya sebebiyet verebileceğinin bilincinde değildir; anlık bir dikkatsizlik, dalgınlık veya tedbirsizlik sonucu kaza meydana gelir.

  • Uygulama Alanı: Basit taksirle bir kimsenin beden bütünlüğüne zarar verilmesi taksirle yaralama (TCK m. 89), bir veya birden fazla kişinin hayatını kaybetmesi ise taksirle öldürme (TCK m. 85) suçunu oluşturur.


Bilinçli Taksir Kavramı ve Nitelikli Haller (TCK m. 22/3)

TCK m. 22/3 uyarınca failin, öngördüğü neticeyi istememesine rağmen neticenin meydana gelmesi durumunda bilinçli taksir söz konusudur. Sürücü, gerçekleştirdiği ağır kural ihlalinin tehlikeli bir sonuç doğurabileceğini öngörmekte; ancak şoförlük tecrübesine, aracının teknik donanımına veya tamamen şansa güvenerek hareketini sürdürmektedir.


Yargıtay yerleşik içtihatlarında ve adli uygulamada aşağıdaki haller doğrudan bilinçli taksir trafik kazası kapsamında değerlendirilmektedir:

  • Alkollü veya Uyuşturucu Madde Etkisinde Sürüş: Yasal sınırların üzerinde alkollü araç kullanırken ölümlü kaza veya yaralanmaya sebebiyet vermek.

  • Kırmızı Işık ve Geçiş Üstünlüğü İhlali: Trafik ışıklarının kırmızı yandığı bilinmesine rağmen durmayarak kavşağa girmek ve kazaya yol açmak.

  • Aşırı Hız ve Tehlikeli Sürüş: Meskun mahallerde hız limitlerinin fahiş oranda aşılması, makas atma veya drift yapma gibi trafik güvenliğini kasten tehlikeye düşüren fiiller.

  • Yasak Alanlarda Hatalı Sollama: Görüşe kapalı virajlarda, tepe üstlerinde veya devamlı çizgiyle bölünmüş yollarda sollama yapılması.

  • Sürüş Esnasında Cep Telefonu Kullanımı: Dikkat dağıtıcı eylemlerle kaza ihtimalini açıkça göze alarak direksiyon hakimiyetini kaybetmek.


Kusur Türünün Cezaya Etkisi ve Ağırlaştırıcı Sonuçlar

Bir kazanın bilinçli taksirle gerçekleştirildiğinin tespiti, ceza sorumluluğunda şu sonuçları doğurur:

  • Ceza Artırımı: TCK m. 22/3 uyarınca, basit taksir için öngörülen temel hapis cezası üçte birden yarısına kadar artırılır.

  • Seçenek Yaptırımlara Engel Durumlar: Basit taksirde uygulanan adli para cezasına çevirme, cezanın ertelenmesi veya Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) gibi lehe düzenlemeler, bilinçli taksirle ölüme neden olma suçlarında kural olarak uygulanamaz veya oldukça sınırlı tutulur.

  • Soruşturma ve Tutuklama Tedbirleri: Bilinçli taksir tespiti, trafik kazası asli kusur ceza dengesinde sürücünün doğrudan tutuklanmasına gerekçe oluşturabilir.


Bu Ne Anlama Geliyor?

Bir kazada tamamen dikkatsizlik veya anlık bir tedbirsizlik yüzünden kaza yaptıysanız buna "basit taksir" denir. Ancak "Ben iyi şoförüm, bir şey olmaz" diyerek bilerek kırmızı ışıkta geçtiyseniz, hız limitini aşırı aştıysanız veya alkollü direksiyon başına geçtiyseniz hukuk buna "bilinçli taksir" der. Bilinçli taksirde hâkim, sonucun farkında olmanıza rağmen kuralı çiğnediğinizi kabul eder ve cezanızı doğrudan artırır.


Taksirle Yaralama ve Taksirle Öldürme Suçlarında Kanuni Cezalar

Trafik kazası neticesinde meydana gelen ölüm ve bedensel zararlarda failin cezai mesuliyeti, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamında ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Kazada meydana gelen mağduriyetin ağırlığı, ölü veya yaralı sayısı, sürücünün kusur oranı ve olayın bilinçli taksirle işlenip işlenmediği, mahkeme tarafından tayin edilecek temel ceza miktarını doğrudan belirler.


Taksirle Yaralama Suçu ve Cezası (TCK m. 89)

Trafik kazasında bir başkasının vücut bütünlüğüne zarar verilmesi halinde taksirle yaralama tck 89 hükümleri tatbik edilir:

  • Temel Ceza: Mağdurun yaralanması basit tıbbi müdahale (BTM) ile giderilemeyecek boyutta ise fail hakkında 3 aydan 1 yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörülür.

  • Nitelikli Haller ve Ceza Artırımı: Yaralanma sonucunda mağdurun duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması, kemik kırığı veya çıkığı meydana gelmesi, yüzde kalıcı iz oluşması ya da hayati tehlike geçirilmesi durumunda ceza yarı oranında artırılır.

  • Ağır Nitelikli Haller: İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalık, bitkisel hayat, duyu/organ kaybı veya konuşma yeteneğinin yitirilmesi gibi ağır tablolarda ceza bir kat artırılır.

  • Birden Fazla Mağdur: Kazada birden fazla kişinin yaralanması halinde verilecek hapis cezasının alt sınırı 6 aydan 3 yıla kadar hapis olarak belirlenir.


Taksirle Öldürme Suçu ve Cezası (TCK m. 85)

Karayollarında can kaybı ile sonuçlanan kazalarda taksirle adam öldürme tck 85 maddesi uyarınca yargılama yapılır ve ölümlü trafik kazası cezası şu sınırlar çerçevesinde tayin edilir:

  • Tek Kişinin Vefatı (TCK m. 85/1): Trafik kazası neticesinde bir kişinin hayatını kaybetmesi durumunda, kusurlu sürücü hakkında 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası hükmolunur.

  • Birden Fazla Ölüm veya Ölümle Birlikte Yaralanma (TCK m. 85/2): Birden fazla kişinin ölümüne neden olma cezası veya bir kişinin ölümüyle birlikte en az bir kişinin yaralanması halinde ceza alt sınırı yükseltilerek 2 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası uygulanır. Bu fıkra kapsamındaki davalar, suçun vahameti nedeniyle Asliye Ceza Mahkemesi yerine Ağır Ceza Mahkemesi görev alanına girer.


Alternatif Yaptırımlar: Adli Para Cezası, HAGB ve Erteleme

Sanık hakkında takdir edilen hapis cezasının infaz kabiliyeti; sanığın adli sicil geçmişi, kusur derecesi ve mahkemedeki tutumuna göre değerlendirilir:

  • Adli Para Cezasına Çevirme: Basit taksirle işlenen suçlarda, hapis cezasının süresine bakılmaksızın cezanın adli para cezasına çevrilmesi mümkündür. Ancak bilinçli taksir durumunda yalnızca 1 yıl ve altındaki kısa süreli hapis cezaları adli para cezasına dönüştürülebilir.

  • Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB): Mahkemenin 2 yıl veya daha az süreli hapis cezasına hükmetmesi ve yasal koşulların varlığı halinde trafik kazası HAGB kararı verilebilir. Bu durumda sanık, 5 yıllık denetim süresini kasti bir suç işlemeden tamamladığında mahkumiyet hükmü sonuç doğurmaz.

  • Cezanın Ertelenmesi: 2 yıl veya daha az süreli hapis cezalarında, cezanın infaz kurumunda çektirilmesinden vazgeçilerek sanık denetim süresine tabi tutulabilir (taksirle öldürme ceza erteleme).

  • İnfaz ve Yatar Durumu: Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne sebebiyet verilmesi gibi ağır dosyalarda, ceza miktarı 2 yılın üzerine çıktığı için doğrudan cezaevi infazı (hapis cezası yatarı) gündeme gelir.


Sürücü Belgesinin Geri Alınması (TCK m. 53/6)

Trafik kazasında taksirle ölüme veya yaralamaya neden olan sürücü hakkında mahkumiyet kararı verilmesi halinde, mahkeme trafik kazası ehliyete el koyma süresi olarak sürücü belgesinin 3 aydan 3 yıla kadar geri alınmasına karar verebilir. Kararın kesinleşmesiyle birlikte ceza infaz edildikten sonra ehliyet teslim alınabilir.


Bu Ne Anlama Geliyor?

Trafik kazasında birinin yaralanması veya ölmesi durumunda kanun hapis cezası öngörür. Ancak cezanın yatara dönüşüp dönüşmeyeceği; ölü veya yaralı sayısına, yaralanmanın ciddiyetine (kırık, kalıcı hasar vb.) ve bilinçli taksir olup olmadığına göre değişir. İlk defa suç işleyen ve belirli ceza sınırları içinde kalan kişiler için ceza para cezasına çevrilebilir ya da HAGB uygulanabilir; ancak ağır ihlallerde doğrudan cezaevine giriş süreci başlar ve ehliyete el konulur.


Soruşturma Evresi: Gözaltı, Tutuklama ve Kusur Tespiti Süreci

Ölümlü veya yaralanmalı bir kaza meydana geldiğinde Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından resen soruşturma başlatılır. Trafik kazası savcılık soruşturması aşamaları, olay yeri incelemesinden kamera kayıtlarının toplanmasına, adli muayene raporlarından sürücünün ifadesinin alınmasına kadar çok yönlü bir adli süreci kapsar. Bu evrede uygulanacak adli tedbirler ve şüphelinin tutuklanıp tutuklanmayacağı, toplanan somut deliller ile teknik kusur değerlendirmelerine göre şekillenir.


Adli Tedbirler: Gözaltı, Tutuklama ve Adli Kontrol

Kaza sonrasında kolluk kuvvetleri ve nöbetçi savcılık tarafından kişi özgürlüğünü kısıtlayan çeşitli koruma tedbirlerine başvurulabilir:

  • Gözaltı Süreci: CMK m. 91 uyarınca trafik kazası sonrası gözaltı süresi kural olarak yakalama anından itibaren en fazla 24 saattir. Bu süreçte sürücünün alkol/uyuşturucu taraması yapılır, olay yeri krokisi çizilir ve kazadan sonra ifade verirken nelere dikkat edilmeli sorusu çerçevesinde şüphelinin müdafi huzurunda savunması alınır.

  • Sulh Ceza Hakimliği Sevkleri: İfade alma işlemleri tamamlandıktan sonra savcılık, şüpheliyi doğrudan serbest bırakabileceği gibi tutuklama veya adli kontrol talebiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edebilir.

  • Trafik Kazasında Adli Kontrol Kararı: Şüphelinin tutuklanması yerine yurt dışına çıkış yasağı konulması, belirli günlerde karakola imza verme yükümlülüğü veya belirli bir kefalet miktarının yatırılması gibi adli kontrol hükümleri uygulanabilir.

  • Ölümlü Trafik Kazasında Tutuklama Şartları: CMK m. 100 gereğince kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin (asli kusur, yüksek alkol, aşırı hız vb.) bulunması, kaçma/saklanma şüphesi veya delilleri karartma ihtimali varsa hâkim tarafından tutuklama kararı verilir.


Neden Bazı Şüpheliler Serbest Kalırken Bazıları Tutuklanır?

Kamuoyunda ve medya gündeminde sıkça karşılaşılan adli tedbir farklılıkları, kazanın kendine has dinamiklerinden kaynaklanır:

  • Kusur Durumu ve Ağırlığı: Kazada trafik kazası asli kusur tespitinin yapılmış olması tutuklama ihtimalini kuvvetlendirirken, tali kusurlu veya kusursuz olduğu anlaşılan şüpheliler için trafik kazasında tutuksuz yargılanma kararı verilebilir.

  • Bilinçli Taksir Bulguları: Kırmızı ışık ihlali, drift/makas gibi tehlikeli sürüşler veya yüksek promil alkollü araç kullanımı gibi bilinçli taksir göstergeleri doğrudan tutuklamaya gerekçe oluşturur.

  • Olay Yeri Davranışları: Kazadan sonra yaralılara yardım etmeyen, kolluk kuvvetlerini aramayan ya da olay yerinden kaçan sürücüler hakkında kaçma şüphesiyle tutuklama yoluna gidilir.

  • Mağdur Sayısı ve Neticenin Vahameti: Birden fazla kişinin vefat ettiği veya ağır yaralanmaların bulunduğu olaylarda tutuklama tedbiri çok daha sık uygulanır.


Kusur Tespiti ve Raporların Rolü

Trafik kazası ceza yargılamasının omurgasını kusur oranlarının tespiti oluşturur:

  • Kaza Tespit Tutanağı ve İtiraz: Olay yerine intikal eden kolluk görevlilerince düzenlenen kaza tespit tutanağı ilk delildir ancak kesin bağlayıcılığı yoktur. Maddi gerçeği yansıtmayan tutanaklar için yasal süresi içinde kaza tespit tutanağına itiraz süresi gözetilerek itiraz edilmesi gerekir.

  • Bilirkişi İncelemeleri: Savcılık veya mahkemece görevlendirilen makine/trafik bilirkişileri; fren izleri, hız tespitleri, görüş açısı ve çarpışma noktalarını inceleyerek kusur dağılımını belirler.

  • Adli Tıp Trafik İhtisas Kusur Raporu: Çelişkili bilirkişi raporlarının bulunması halinde dosya, en üst teknik merci olan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’ne gönderilir. Buradan çıkan rapor, hâkimin vereceği hapis cezasının alt veya üst sınırdan tayin edilmesinde ve ceza indirimlerinin uygulanmasında nihai etkiye sahiptir.


Bu Ne Anlama Geliyor?

Kazanın hemen ardından polisin ve savcılığın başlattığı süreçte, şoförün doğrudan cezaevine (tutuklamaya) mi gönderileceği yoksa dışarıdan mı yargılanacağı (adli kontrol/serbestlik) belirlenir. Bu kararda en kritik unsur, kaza anında kimin ne kadar hatalı olduğunu gösteren bilirkişi ve Adli Tıp raporları ile sürücünün kuralları ne derece ağır ihlal ettiğidir.


Trafik Kazası Ceza Süreçlerinde Hukuki Temsil ve Hak Savunması

Ölümlü veya yaralanmalı trafik kazalarının ardından yürütülen ceza yargılamaları, yalnızca Türk Ceza Kanunu hükümlerinin yorumlanmasından ibaret olmayıp yüksek düzeyde teknik, adli ve mekanik verilerin değerlendirilmesini gerektirir. Soruşturmanın başladığı ilk andan kesin hüküm verilene kadar yürütülecek hukuki temsil faaliyeti; hem şüpheli/sanık konumundaki sürücünün haksız yere özgürlüğünden mahrum kalmasını önlemek hem de mağdur/müşteki tarafın adalet ve tazminat haklarını eksiksiz korumak adına kritik öneme sahiptir.


Delillerin Toplanması ve Teknik İnceleme Talepleri

Trafik kazası dosyalarında maddi gerçeğin ortaya çıkarılması, kaza mahallindeki dinamik delillerin zaman kaybetmeden güvence altına alınmasına bağlıdır:

  • Kamera Kayıtlarının Temini: Kazanın oluş anını, ışık durumunu, hız ihlallerini ve tarafların manevralarını gösteren Kent Güvenlik Yönetim Sistemi (KGYS/MOBESE), çevre iş yeri güvenlik kameraları ve araç içi kamera (dashcam) görüntülerinin savcılık kanalıyla ivedilikle toplanması talep edilir.

  • Fren İzi ve Kaza Mahalli İncelemeleri: Olay yeri inceleme ekiplerince tutulan krokiler, fren izi ölçümleri, asfaltın durumu, hava koşulları ve aydınlatma eksiklikleri gibi teknik detaylar incelenerek dosyanın aleyhe gelişebilecek eksik tespitleri giderilir.

  • Hız ve Çarpışma Analizi: Araçların hava yastığı kontrol modülleri (EDR/kara kutu), fren mesafeleri ve hasar boyutları üzerinden bilimsel yöntemlerle hız tespit raporlarının hazırlanması sağlanır.


Kusur Raporlarına ve Tutanaklara İtiraz Süreçleri

Kolluk tarafından tutulan ilk tutanaklar çoğu zaman olayın şokuyla eksik veya hatalı düzenlenebilmektedir. Bu durumun önüne geçmek adına teknik itiraz mekanizmaları işletilir:

  • Kaza Tespit Tutanağına İtiraz: Kazanın hemen ardından düzenlenen ve taraflara asli/tali kusur yükleyen tutanaklara karşı somut delillerle itiraz edilerek yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi istenir.

  • Bilirkişi Raporlarının Denetimi: Mahkemece atanan makine veya trafik bilirkişilerinin hazırladığı raporlar; trafik mevzuatı, geçiş üstünlüğü kuralları ve fizik kuralları çerçevesinde denetlenir. Eksik veya taraflı incelemelerde ek rapor ya da yeni bir bilirkişi heyeti talep edilir.

  • Adli Tıp Kurumu İncelemeleri: Çelişkili raporların varlığında, dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’ne sevki sağlanarak bağlayıcı ve kesin nitelikteki kusur raporunun teknik savunmalar ışığında tanzimi takip edilir.


Yargılama Usulü, Savunma ve Kanun Yolları

Trafik kazalarından doğan ceza yargılamaları, suçun niteliğine göre asliye ceza taksirle öldürme davası veya birden fazla ölüm/yaralanmanın bulunduğu durumlarda ağır ceza taksirle ölüme neden olma davaları olarak görülür:

  • İfade ve Sorgu Aşaması: Karakol ve savcılık ifade süreçlerinde, kazanın oluş dinamikleri teknik terimlerle ve doğru hukuki zeminde tutanağa geçirilmelidir.

  • Tutukluluğa İtiraz ve Adli Kontrol: Şüpheli hakkında tutuklama kararı verilmesi halinde, kaçma şüphesinin bulunmadığı, sabit ikametgâh sahibi olduğu ve teknik kusur durumunun netleşmediği gerekçeleriyle Sulh Ceza Hakimliği veya Asliye Ceza Mahkemesi nezdinde tutukluluğa itiraz başvuruları yapılır.

  • Trafik Kazası Savunma Dilekçesi ve Duruşma Süreci: Dava açıldıktan sonra gerekçeli trafik kazası savunma dilekçesi ve uzman mütalaaları (uzman bilirkişi görüşü) mahkemeye sunularak sanığın ceza indirimi, HAGB, erteleme veya beraat alması yönünde savunma kurgulanır.

  • İstinaf ve Yargıtay Temyiz Yolu: Yerel mahkemenin hatalı kusur değerlendirmesiyle veya eksik incelemeyle verdiği kararlara karşı Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) ve Yargıtay nezdinde yasal süreler içinde kanun yolu başvuruları gerçekleştirilir.


Bu Ne Anlama Geliyor?

Trafik kazası ceza dosyaları sadece kanun maddelerinden ibaret değildir; fren mesafesi, yol durumu, ışık süreleri ve hız gibi teknik detaylar içerir. Hukuki süreç yürütülürken hatalı tutanaklara itiraz edilmesi, lehe olan kamera görüntülerinin dosyaya kazandırılması ve Adli Tıp süreçlerinin titizlikle takip edilmesi, haksız bir ceza almanın veya mağduriyetin karşılıksız kalmasının önüne geçer.


Zor Bir Durumda mısınız?

Trafik kazaları, gerek mağdurlar ve vefat edenlerin yakınları gerekse kazaya karışan sürücüler açısından telafisi güç cezai ve hukuki sonuçlar doğuran, teknik incelemeler içeren karmaşık süreçlerdir. Bir yaralamalı trafik kazası ceza davası veya can kaybının yaşandığı taksirle ölüme neden olma soruşturmasında; kolluk ve savcılık aşamasındaki hatalı bir ifade, olay yeri tutanağındaki teknik yanlışlıklar, eksik toplanan kamera/fren izi delilleri veya bilirkişi raporlarına yasal süresi içinde itiraz edilmemesi doğrudan kişi özgürlüğünün kısıtlanmasına ve ağır hak kayıplarına yol açabilir.


Olayın basit taksir mi yoksa bilinçli taksir mi olduğunun tespiti, trafik kazasında ceza sorumluluğu dengesinin kurulması, Adli Tıp Kurumu kusur oranlarının denetimi ve ceza davasıyla bağlantılı tazminat süreçlerinin eşzamanlı yürütülmesi teknik uzmanlık gerektirir.

Soruşturma evresindeki gözaltı ve tutuklama risklerinden asliye veya ağır ceza avukatı trafik kazası yargılamalarına kadar uzanan bu süreçte, haklarınızın korunması ve sürecin usul kurallarına uygun ilerlemesi adına bir trafik kazası ceza avukatı refakatinde ölümlü kaza avukat danışma desteği alarak süreci yürütmeniz tavsiye edilir.




Sıkça Sorulan Sorular (SSS)


Ölümlü trafik kazasında hapis cezası adli para cezasına çevrilir mi veya ertelenir mi?

Basit taksirle bir kişinin ölümüne neden olunması durumunda, ceza alt sınırdan (2 yıl) tayin edilirse ve yasal şartlar mevcutsa ceza adli para cezasına çevrilebilir, ertelenebilir veya HAGB uygulanabilir. Ancak birden fazla kişinin vefatı, bilinçli taksir veya asli kusur nedeniyle 2 yılın üzerinde hapis cezası verilmesi halinde doğrudan hapis cezası yatarı gündeme gelir.

Taksirle yaralama suçlarında şikayetten vazgeçme halinde dosya düşer. Ancak bilinçli taksirle nitelikli yaralanmaya yol açılması halinde veya ölüm meydana gelmişse (TCK m. 85), suç şikayete tabi olmadığı için mağdur şikayetini çekse dahi savcılık kamu davasını yürütmeye devam eder.

Yasal sınırın üzerinde alkol veya uyuşturucu madde etkisi altında kaza yapılması, Yargıtay içtihatları uyarınca doğrudan bilinçli taksir kabul edilir. Bu durumda sürücüye verilecek temel ceza üçte birden yarısına kadar artırılır ve adli para cezasına çevirme imkânı ortadan kalkar.

Kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller (bilirkişi raporunda asli kusur tespiti, alkol, aşırı hız, kırmızı ışık ihlali) ve kaçma/delil karartma ihtimalinin bulunması halinde Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklama kararı verilebilir.


Yorumlar


Çapa 1
bottom of page